99 sİVİL TOPLUM KURULUŞUNUN OLUŞTURDUĞU TÜRK DAYANIŞMA KONSEYİ SON ZAMANLARDA HIZLANAN TERÖR OLAYLARI VE BUNA DAYALI OLARAK SÜRDÜRÜLEN ÇALIŞMALAR KONUSUNDA DEVLETİ YÖNETENLERE VE TÜRK MİLLETİNE YAŞANAN TEHLİKELİ GİDİŞATIN SEBEP VE SONUÇLARI KONUSUNDA, ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER KONUSUNDA GÖRÜŞLERİNİ TÜRK KAMUOYUNA BİR BİLDİRİYLE DUYURDU.
BİLDİRİ ŞÖYLE:
TÜRK DAYANIŞMA KONSEYİ'NDEN
TÜRK VE DÜNYA KAMUOYUNA DUYURU
Aziz Türk Milleti;
İşbaşındaki iktidarın Türk Milletini merkeze almayan uygulamalarının doğal bir sonucu olarak, milletimizin ve devletimizin bekası ciddi seviyede tehlikeye girmiştir. Bugün Devletimiz ve Milletimiz, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş maddi ve manevi ağır buhranlar yaşamaktadır. Bütün bu olumsuzluklar AKP iktidarının küresel emperyalist güç odaklarıyla birlikte planladıkları ve uyguladıkları politikaların doğal sonuçlarıdır. Önceleri gizlice yürütülen bu çalışmalar günümüzde artık gizlemeye bile gerek duyulmadan alenen yapılır hale gelmiştir.
Bugün artık Türk Milli kimliğimiz ayaklar altındadır. Ülkemizin ekonomik değerleri yabancıların tekeline geçmiştir. Kültürel yozlaşma artmış, bölücülük meşru hale gelmiştir. Ülkemizin sadece sınırları ve dağları değil, sokakları ve caddeleri de bölücü eşkıyanın tehdidi altındadır. Adeta şehit vermediğimiz bir gün yoktur. Ülkemizin “enine mi boyuna mı” bölüneceği konusu sözde aydınların, satın alınmış yazarçizer takımının sıradan gündem maddesi haline gelmiş, gözünü ve gönlünü karartmış bölücüler vatan topraklarının bir kısmı üzerinde sözde özerklik ilanı sürecini başlatmış, bütün bu ihanet hareketlerine karşı duran vatansever tavırlar ve düşünceler yadırganır ve yargılanır olmuştur.
TÜRK DAYANIŞMA KONSEYİ HOCALI KATLİAMI KONUSUNDA BİLDİRİ YAYINLADI
Türk Dayanışma Konseyi bundan 18 yıl önce Rusların desteğiyle Ermeniler tarafından gerçekleştirilen HOCALI KATLİAMInın yıl dönümü vesilesiyle bir bildiri yayınladı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Meclisini bu konuda göreve çağıran TDK 7 Martta yapılacak Irak Seçimlerinde Türklerin hakkının korunması için ilgilileri göreve çağırdi. Konseyin Bildirisi şöyle:
TÜRK DAYANIŞMA KONSEYİ’NDEN
TÜRK VE DÜNYA KAMUOYUNA
Bilindiği gibi, gözü dönmüş Ermeni askerleri, Rusların da yardımıyla 1992’de 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecede resmi rakamlara göre 613, yabancı ajanslara göre 1300 sivil Azerbaycan Türk’ünü kadın, çocuk, yaşlı demeden hunharca katlettiler. Bu korkunç katliamın üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen bu vahşeti gerçekleştirenlerden hiç bir hesap sorulmamış, yürekler kan ağlamaya devam etmiştir.
Bir taraftan biz Türklere hayali soykırımlar yüklenmeye çalışılırken, bize karşı gerçekleştirilen soykırımlar ve katliamlar büyük bir duyarsızlık ve vurdumduymazlıkla unutturulmaya çalışılmaktadır.
Hocalıda yaşanan soykırımı çağrıştıran kanlı katliama ve Azerbaycan’da gerçekleştirilen işgallere soykırım edebiyatı yapan bazı yabancı çevreler ve ülkeler sessiz kalmışlardır. Hocalı’da sadece katliam yapılmadı, bölgeye damgasını vuran Türk kültür eserleri de yıkıldı. Şüphesiz ki bu katliam, büyük bir insan hakları ihlali suçudur.
Türk Dayanışma Konseyi, 10 Kasım’da TBMM’de yapılması beklenen ’demokratik açılım’ görüşmelerini protesto etti.
Türk Dayanışma Konseyi, 10 Kasım’da TBMM’de yapılması beklenen ’demokratik açılım’ görüşmelerini protesto etti.
Ulus’taki 2. Meclis binası önünde ellerinde Türk bayrakları ile toplanan aralarında şehit yakınlarının da bulunduğu Türk Dayanışma Konseyi yanlısı bir grup, "Kahrolsun PKK", "Türk milleti sandıkta hesap soracak", "Taşeron hükümet istemiyoruz", "Millet uyuma geleceğin karanlık" gibi sloganlar attı.
Grup adına bir açıklama yapan Türk Dayanışma Konseyi Sözcüsü Kazım Ütük, Türk milletinin ülke çapında gösterdiği milli ve demokratik tepki karşısında sarsılan iktidarın milletin mesajını duymazdan geldiğini iddia ederek, "Bu sebepten olsa gerek, iktidar sözde açılım projesini şimdi de büyük bir aymazlık içinde Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’da yüce Meclis’e sunma gayretkeşliğine girmiştir" dedi.
"Türk milletinin bekasını tehdit eden, Cumhuriyetin temel değerlerini değiştirmeyi amaçlayan sözde açılım projesinin Atatürk’ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’da Yüce Meclis’e getirerek kimden neyin rövanşını almak istiyorsunuz?" diyen Ütük şöyle devam etti:
"’Cumhuriyetin temel değerlerini yıpratıyoruz, Türk devletinin milli ve üniter yapısını, vatanın bütünlüğünü hiçe sayıyoruz. Mezarında rahat uyuma’ mesajını mı vermek istiyorsunuz".
Eylem yapılan konuşmaların ardından olaysız sona erdi.9.11.2009
BİLDİRİ: SÖZÜNDE DUR. SAYIN BAŞBAKAN
Türk Daynışma Konseyi yayınladığı basın bildirisinde "Karabağ işgali sona ermeden Ermenistan protokolleri onaylanmayacak ve sınır kapısı açılmayacak" sözünü veren Başbakan'a sözünü hatırlatarak sözünde durmasını istedi.
Sözkonusu basın açıklamasında şunlar ifade edildi:
TÜRK DAYANIŞMA KONSEYİ’DEN
TÜRK VE DÜNYA KAMUOYUNA
Bilindiği gibi Türkiye Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan bütün ülkelere olduğu gibi Ermenistan’a da iyi niyetle yaklaşmış hem bağımsızlığını tanımış hem de Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne kurucu üye olarak dâvet etmiştir.
Bu iyi niyetli yaklaşıma karşı Ermenistan gerçekçilikten uzak bir dış politika benimseyerek, 23 Ağustos 1990’da kabul ettiği Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. Maddesi’nde, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi için “Batı Ermenistan” ifâdesini kullanmış, yine Anayasası’nın 13. Maddesi’nin 2. paragrafında, “Devlet Arması’nda Ağrı Dağı’nın” da bulunduğuna yer vermiştir. Ermenistan bu yayılmacı politikasının ilk somut adımını da 1992 yılında Dağlık Karabağ’ı işgal etmek suretiyle göstermiştir.
Bugün Azerbaycan’a âit toprakların yüzde 20’si Ermeni işgali altındadır. İşgal sırasında Hocalı’da yaşanan vahşet hâlen hâfızalarda tazeliğini korurken, bu işgalin mağduru 1 milyona yakın Azerbaycan Türk’ü de yurtlarından yuvalarından kovulmuş sürgünler olarak Azerbaycan’da yaşam mücadelesi vermeye devam etmektedirler.
Diğer taraftan Türkiye Ermenilere, kardeş ülke Azerbaycan’ın topraklarını işgal ederken bile gıda yardımında bulunmaya devam etmiştir.
Ancak bütün uyarılara rağmen zulmün devam etmesi üzerine Türkiye kademeli olarak Ermenistan’a yaptırımlar uygulamaya başlamış ve en nihayetinde ilişkileri askıya almış, sınırlarını kapatmıştır.
Ayrıca 1992’den bu yana Ermenistan tarafından atılmış bir tek olumlu adım olmadığı gibi, bu süre zarfında sözde Ermeni soykırım iddialarına ilişkin Ermenistan tarafından uluslararası bir kampanya yürütülmüş ve Türkiye özellikle Batı’nın desteği ile baskı altına alınmaya çalışılmıştır.
Bu kısa özet bile Ermenistan’ın taviz vermez bir politika benimseyerek Rusya ve Batı’nın desteği ile iddialarından vazgeçmeyen ve iyi niyet sergilemeyen ülke konumunda olduğu gerçeğini açıkça gözler önüne sermektedir.
Ankara Adliyesi'ne gelen Türk Dayanışma Konseyi üyeleri itiraz dilekçelerini, Silopi Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere nöbetçi mahkemeye verdiler.
Dilekçede, terör örgütü üyelerinin serbest bırakılmalarına ilişkin mahkeme kararının kaldırılmasına, örgüt üyelerinin tutuklanmasına ve cezalandırılmak üzere yargılanmasına karar verilmesi istendi.
Türk Dayanışma Konseyisözcüsü Bircan Akyıldız, itiraz dilekçesini vermeden önce Ankara Adalet Sarayı önünde yaptığı açıklamada, terör örgütü üyelerinin geçtiğimiz hafta teslim olduklarını hatırlattı.
“Dünya savaşı kazanmış askerler gibi ülkeye giriş yapan” terör örgütü üyelerinin “etkin pişmanlık yasası gereğince serbest bırakıldıklarını” ileri süren Akyıldız, bu yasadan faydalanmak için herhangi bir suça iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrılmak ve bu durumu ilgili makamlara bildirmek gerektiğini söyledi.
Akyıldız, “Oysa bu kimseler, örgütten ayrılmadıklarını, bölücü başının isteği ile barış elçisi olarak geldiklerini ve örgüt üyeliği ve faaliyetleri nedeniyle asla pişmanlık duymadıklarını belirtmişlerdir” dedi.
Bu durumda, terör örgütü üyelerinin serbest bırakılmalarının hukuka açıkça aykırı olduğunu savunan Akyıldız, “kararın, güvenlik güçlerinin ülkesini ve milletini koruma, sahip çıkma, uğrunda canını verme isteğini zedelediğini” söyledi..