Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
 


Millet Haber


 
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
















Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
 
BİLDİRİ: SÖZÜNDE DUR. SAYIN BAŞBAKAN

 Türk Daynışma Konseyi yayınladığı basın bildirisinde "Karabağ işgali sona ermeden Ermenistan protokolleri onaylanmayacak ve sınır kapısı açılmayacak" sözünü veren Başbakan'a sözünü hatırlatarak sözünde durmasını istedi.

Sözkonusu basın açıklamasında şunlar ifade edildi:

 

TÜRK DAYANIŞMA KONSEYİ’DEN

TÜRK VE DÜNYA KAMUOYUNA

 

Bilindiği gibi Türkiye Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan bütün ülkelere olduğu gibi Ermenistan’a da iyi niyetle yaklaşmış hem bağımsızlığını tanımış hem de Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne kurucu üye olarak dâvet etmiştir.

 Bu iyi niyetli yaklaşıma karşı Ermenistan gerçekçilikten uzak bir dış politika benimseyerek, 23 Ağustos 1990’da kabul ettiği Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. Maddesi’nde, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi için “Batı Ermenistan” ifâdesini kullanmış, yine Anayasası’nın 13. Maddesi’nin 2. paragrafında, “Devlet Arması’nda Ağrı Dağı’nın” da bulunduğuna yer vermiştir. Ermenistan bu yayılmacı politikasının ilk somut adımını da 1992 yılında Dağlık Karabağ’ı işgal etmek suretiyle göstermiştir.

 Bugün Azerbaycan’a âit toprakların yüzde 20’si Ermeni işgali altındadır. İşgal sırasında Hocalı’da yaşanan vahşet hâlen hâfızalarda tazeliğini korurken, bu işgalin mağduru 1 milyona yakın Azerbaycan Türk’ü de yurtlarından yuvalarından kovulmuş sürgünler olarak Azerbaycan’da yaşam mücadelesi vermeye devam etmektedirler.

 

Diğer taraftan Türkiye Ermenilere, kardeş ülke Azerbaycan’ın topraklarını işgal ederken bile gıda yardımında bulunmaya devam etmiştir.

 Ancak bütün uyarılara rağmen zulmün devam etmesi üzerine Türkiye kademeli olarak Ermenistan’a yaptırımlar uygulamaya başlamış ve en nihayetinde ilişkileri askıya almış, sınırlarını kapatmıştır.

 Ayrıca 1992’den bu yana Ermenistan tarafından atılmış bir tek olumlu adım olmadığı gibi, bu süre zarfında sözde Ermeni soykırım iddialarına ilişkin Ermenistan tarafından uluslararası bir kampanya yürütülmüş ve Türkiye özellikle Batı’nın desteği ile baskı altına alınmaya çalışılmıştır.

Bu kısa özet bile Ermenistan’ın taviz vermez bir politika benimseyerek Rusya ve Batı’nın desteği ile iddialarından vazgeçmeyen ve iyi niyet sergilemeyen ülke konumunda olduğu gerçeğini açıkça gözler önüne sermektedir.

 

Zürih’te anlaşma imza edilmek üzereyken Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Şavarş Koçaryan bir açıklama yaparak, “Bugünkü Türkiye-Ermenistan sınırının ‘soykırım’ sonucunda oluştuğunu öne sürmüş; “Şartlar değiştiği takdirde var olan sınırın yeniden sorgulanabileceğini” açıklamıştır.

 

Bu gerçeklerin ışığı altında bugün gelinen noktada şu soruyu sormak gerekmektedir:

Zürih’te imza edilen protokollerle hedeflenen nedir?

Bu anlaşma ile Türkiye neyi kazanmıştır ya da Türkiye bir şey kazanmış mıdır ?

Türkiye bu anlaşma ile Batı’nın baskısından bir nebze olsun kurtulup rahat bir nefes almayı mı amaçlamıştır?

Türkiye Obama tarafından açıkça dile getirilen “ya ilişkileri normalleştirirsin ya da Ermeni soykırımı iddialarına destek veririz” tehdidini şimdilik öteleme fırsatı mı yakalamıştır?

Bize göre; bu kısır ve güdük kazanımın dışında Türkiye’nin kazandığı söylenen her şey Kıbrıs’ta Annan Planı oylamasında kazandıklarımızla aynı değerdedir.

Yine bize göre; İmzalanan "Ermeni Protokolleri" ile Türk dış politikasında “komşularla sıfır sorun” stratejisinin aslında her konuda sürekli tavizler vermemiz anlamına geldiği artık iyice anlaşılmıştır. Bu stratejinin doğal sonucu olarak Türkiye Ermenistan’a sorun çıkartmamakta ısrar edecek ama Ermenistan sorun çıkartmayı sürdürecektir.

 

Diğer taraftan imza edilen protokolün ardından Türkiye Azerbaycan ilişkilerinin nereye gideceği konusu önemli bir soru olarak önümüzde durmaktadır. Kafkasya’nın en önemli ülkesi konumundaki Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir sıklet mukayesesi yapmak bile abesle iştigal iken, Azerbaycan’ın, bırakın tarihî, kültürel bağları bir tarafa, ekonomik olarak vaat ettikleri Ermenistan’ın birkaç katı iken, nasıl bir stratejik akıl Azerbaycan’ı kaybetmeyi göze alabilir, doğrusu bu ciddi bir merak konusudur.

 

Bu bağlamda Başbakan’ın ısrarlı açıklamalarına rağmen görünen o ki, Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan sınırı açılacaktır. Zira 2009 yılı sonuna kadar Karabağ sorunun çözümü mümkün gözükmemektedir. Bu ise Türkiye’nin güvenilirliğini hem Türk Dünyası’nda hem de İslâm coğrafyasında tartışmaya açacaktır. Bu durumda Yeni Büyük Oyun olarak adlandırılan küresel güç mücadelesinin en önemli sahalarının birini teşkil eden Avrasya’da Türkiye’nin etkinliği ciddi ölçüde tartışmaya açılacaktır.

 

Diğer taraftan bu Anlaşma Ermenistan'ı değil Türkiye'yi bağlamaktadır. Yapılan anlaşma Türk anayasal sistemine göre hukuksal sonuç doğururken Ermenistan’ı taahhüt altına sokmayacaktır., Çünkü TC Anayasasının 90 ve 92. maddelerine göre uluslar arası anlaşmalar Anayasanın üzerinde kabul edilmiş ve anayasaya aykırılığı ileri sürülemeyeceği gibi Anayasaya göre denetlenebilirliği de sözkonusu değildir. Dolayısıyla bu anlaşma Türk Anayasal Sistemine göre hukuksal sonuç doğuracaktır. TBMM tarafından onaylandıktan sonra Türk tarafına bir yükümlülük getirecektir. Ancak, Anayasasında bağlayıcı bir hüküm bulunmayan Ermenistan bu anlaşma ile taahhüt altına girmemektedir. Aksine Ermenistan Anayasasının 6. maddesinde ’Anayasaya uyum sağlayamayan uluslar arası anlaşmalar ve parlamento kararları geçersizdir ve hiçbir hukuksal sonuç doğurmaz’ifadelerinin yer almaktadır.

Ayrıca Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesi’ nin 11 ve 12. maddelerine göre Ermenistan’ın sınırları Türkiye’nin doğu bölgesini de kapsamakta, Kars ve Gümrü Anlaşmaları’nın tanınmadığını ifade etmekte, soykırım iddiasını esas almakta ve ABD Başkanı Wıllson’un 1918 yılındaki çizdiği haritayı kabul etmektedir. Ağrı Dağı da bu bildirgede Büyük Ermenistan’ın simgesi olarak tanımlanmaktadır.

 

Bu şartlar altında imzalanan Ermeni Protokolleri'nin ağır bir dayatmanın ve kahredici bir teslimiyetçiliğin ürünü olduğu ortadadır.

Bu Protokoller TBMM'e getirilmemeli, getirilse dahi onaylanmamalıdır.

Bizler Türk Dayanışma Konseyi olarak;

"Karabağ İşgali sona ermeden Ermeni Sınır Kapısı asla açılmayacaktır" diyen Sayın Başbakanı sözünde durmaya davet ediyoruz.

Buradan tekrar haykırıyoruz:

Sayın Başbakan…Sözünde Dur.

Yaşasın Türkiye Azerbaycan Kardeşliği

Yaşasın Dünya Türklüğünün Birlik ve Beraberliği.

 

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. 15.10.2009

 

Türk Dayanışma Konseyi

 
 
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
 

 
Mitra Global CMS Mitra Global CMS Mitra Global CMS
123